
Alanya,[1] bugün en çok turist çeken ilçelerimizden biri olmakla beraber geçmişte Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayan en önemli liman kentlerinden biriydi. Karadeniz’den Konya ovasına oradan da Akdeniz’e inen ticaret yolları Alanya limanına ulaşıyor buradan Kıbrıs, Girit ve Mısır ile ticaret yapılıyordu. Alanya’nın bu iştah açan konumu o kadar cezbediciydi ki, Alanya’yı ele geçirmek her zaman vazgeçilmez olmuştu.
Alanya’yı elinde tutanlar dik ve sarp bir yamaca sahip dağın üzerine yerleşip buraya ele geçirilmesi neredeyse imkansız olan bir kale inşa etmişler. Kalenin bulunduğu dağa , güzel dağ anlamına gelen Korakesion yada Kalonoros adı verilmiş. Bu ad daha sonra Selçuklular tarafından Alaiye olarak değiştirilmiş.
Alanya’nın kalesi ve limanına önceleri korsanlar yerleşmiş. Alanya’nın ele geçirilemez konumu sayesinde zenginleşip uzun bir süre hakimiyetlerini sürdürmüşler. Ancak Romalı general Pompeius tarafından Kilikya bölgesi başta olmak üzere Alanya’daki korsanlık faaliyetleri ortadan kaldırılmış. Sonrasında ise buraya yerleşen Ermeni beyliği de zenginliğine zenginlik katmış. Bundan sonrasında ise, buraya gelen Selçuklular önce kaleyi almakta zorlanmışlar ancak daha sonra kaledeki ermeni beyi ile anlaşıp hakimiyetlerini kurmuşlar ve Alaiye adını kullanmaya başlamışlar. Böylece Alanya kalesi Selçuklu idaresine geçmiş. Bundan sonrasında Selçuklular burada ticaretin gelişmesi için ellerinden geleni yapıp özellikle başkent olan Konya ile ulaşımı sağlamak için kervanyolları ve kervansarayları kurmuşlar. Selçuklular da Alanya limanı sayesinde büyük bir zenginlik elde etmişler.
Kalenin en görkemli yapısı, hiç şüphesiz tam limanın ağzına yapılmış Kızıl kule oluyor. Kızıl kulenin kırmızı tuğla ve taşlar ile yapılmış olması kırmızı bir kuleyi ortaya çıkarmış. Kırmızı tuğlaların arasında da antik kentlerden sağlanan sütun, sütun başlıkları gibi pekçok malzemeler gözümüze çarpıyor. Kuleden içeriye girince sekizgen bir mimari yapıyı görünce şaşırmamak elde değil. İçeride düz bir yuvarlak alan beklerken , ortasında etrafı dar bir koridorla çevrili silindir bir yapı ile karşılaşıyoruz. Bu ortadaki silindir yapı dev bir su sarnıcıymış. içi o kadar iyi yapılmış ki bugün hala içinde su bulunuyormuş. Alanya gibi sıcağın en dibinde yaşayanların hayatta kalması için kale öyle bir yapılmış ki sadece Kızıl kulede değil kalenin her tarafında dev sarnıçlar bulunuyor. Kızıl kulenin şaşırtıcı mimarisi bugün uluslararası karikatür sergisine evsahipliği yapıyor.
Kızıl kulenin biraz ilerisinde Alanya’nın tarihi limanının tersanesi bulunuyor. İçi, beş bölüm halinde büyük gemilerin güvenilir bir şekilde ve de gizli olarak yapılmasına elverişli bir şekilde yapılmış. Burası hala Alanya’nın gemi inşaat ticaretinin merkezi durumunda ve balıkçı gemilerinin suya indirildiği yerlerden biri oluyor. Tersaneyi savunmak için yapılmış Tophane kule yapısı da burada bulunuyor. Tersanenin içinde bilgi panolarını izlerken bir zamanların uluslararası ticaretin candamarı olan bu muhteşem limanı anlamaya çalışıyoruz.




Alanya kalesini görmek için yukarıya çıkmak gerek. Kaleye gitmek için arabayla yada teleferikle kolayca çıkmak mümkün ise de, eğer yaz sıcağı altında değilseniz size yürüyerek ve manzarayı seyrederek çıkmanızı tavsiye edeceğim. Kaleye çıkarken tek bir asfalt yoldan yukarıya çıkılıyor ancak aralarda gözüken ara yollar daha çekici duruyorlar. Evlerin arasından aşağıya inen merdivenlerin yanlarında portakal ağaçları ve yaseminlerle birbirine karışmış ve koridor olmuş yollar kıvrılarak yukarıya doğru çıkıyor. Bu kale yollarını keşfetmek ise ayrı bir zevk oluyor. Yürürken ödül sayacağım yollar belki de.. Kale yolunda ana asfaltın yanında kaleye çıkan gizli yolların yarı yıkılmış kaya merdivenleri de tırmanmayı sevenler için çok çekici gelebilir.

Kaleye doğru yukarı tırmanırken tepenin üzerine zamanında yapılmış pekçok eski tarihi evler duruyor. Evlerin kimi yıkılmış kimi yeniden betona gömülmüş halde kale yerleşiminin dokusunu oluşturmuşlar. İçeriye kaleye girince daha sempatik gelen eski ahşap konak tipi evleri görmeye başlıyoruz. Evlerin bazılarını Alanya belediyesi onarıp turistik ziyarete açmış. Evlere konulan etnografik bilgi panoları ile de turistlere bilgi veriliyor. Bu evlerde bir zamanlar ipekböcekçiliği de yaygınmış ve Alanya’ya özgü ipek dokumalar yapılırmış. Kalenin içinde önemli yapılardan biri de, Ahmedek denilen başka bir içkale oluyor. Bu kısım düşmanın ele geçirmesi en zor kısımlardanmış. Kapının girişinde eski kitabeler gözümüze ilişiyor. Kalenin duvarlarında ise, Hellenistik döneme ait yuvarlak taşları görüyoruz. Ahmedek kısmında dik inen tepelerin üzerine yapılmış yine kuleler, sarnıçlar , surların dışına kazılmış hendekler ile kolayca düşmanın giremeyeceği şekilde yapılmış. İçeride bazı kısımların yıkılma tehlikesi nedeniyle sadece küçük bir kısım üzerine ahşap gezinti platformu yapılmış ve bilgi panoları da oldukça eksik durumda..




Kalenin içinde farklı dönemlere ait yapılardan bir başkası da, Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalan Süleymaniye camisi ve sarnıcı oluyor. Süleymaniye camisinin hemen yanında ise, yine Selçuklulardan kalan bir arasta ,pazar yeri ile onarımı yapılmış bir han bulunuyor. Han şimdi bir çarşı gibi kullanılıyor ancak içinde Alanya’ya özgü pek fazla şey bulunmuyor. Han’ın ilerisinde ise, eski bir mescitten kalan izleri görüyoruz. Kalenin en önemli özelliğinin çok sayıda sarnıcın yapılmış olması verilen bilgilere göre, Kalede sayıları 500 bulan sarnıç varmış. Bunlardan büyük bir sarnıcın içi düzenlenerek ziyaret açılmış.



İç kale kısmına geçince burada sarp kayaların tepesinde yapılmış yerleşim kalıntılarının izleri duruyor. Selçuklu sarayından arta kalan izlerden, bir Bizans kilisesine, hamam kalıntılarına kadar duvar izleri ve çok sayıda sarnıçlarla karşılaşıyoruz. bu sarnıçların içleri düzgün çimento ile kaplandığından halen içlerinde su tutulduğu tahmin ediliyor. Ayrıca ahşap platformlar üzerinde ilerleyince altı sarnıç üstü kule olan balkondan aşağıya doğru baktığımızda, ensiz denize doğru uzanan kaya çıkıntısını görüyoruz. İşte buraya Adam Atacağı yeri deniliyormuş. İç kale ile Alanya kalesi gezimiz sona eriyor ancak buradaki tarih öyle katmanlı ki defalarca gezmeye değer..




[1] Alanya ve Alanya Kalesinin tarihi ile ilgili olarak burada çalışmalar yapan tarihçi Seton Llyod ve D.Storm Rıce’ın Alanya (Alaiyye) kitabı (TTK 1989), burayı gezerken anlamak için önemli çalışmalardan biridir.
29.12.2025 Antalya